YENİ Parti Ek Görüşüyle TBMM’i Pasif Kılan Çatlakları Açığa Çıktı
Büyük bir çarpışma gibi TBMM’de 17 saat süren görüşmelerin ardından YENİ Parti, “Analar ağlamasın, sıvasız evlerin duvarında şehit feryadı yankılanmasın” ifadesiyle ek görüş sundu. Bu ek görüş, terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki dar alanı vurgularken, TBMM’in pasifleştiği iddiasını çarpıcı bir şekilde dile getiriyor. Cumhur Uzun, Süleyman Bülbül, İsmail Atakan Ünver ve Turan Taşkın Özer, kanunun eksikliklerini sımsıkı tutarak, demokrasiye dair soruların cevaplanmadığını savundu.
Görüş, TBMM’nin süreçte aktif yönetici değil, izleyici çerçevesinde kaldığını öne sürüyor. “Süreci yalnızca terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki dar alana sıkıştıran” sözüyle, meclisin karar alma yetkisini kaybettiğini iddia ediyor. Bu iddia, TBMM’nin 2018’den bu yana giderek etkisizleştirildiğini, güvenlikçi yaklaşımın yargıyı pasifleştirdiğini belirtiyor. Ağır bir tonla, “süreci ‘acaba’lara, ‘fakat’lara, ‘belki’lere” bırakmak demek, demokrasiyi yıkmak demekti.
Yerel demokrasinin tehdit altında olduğunu da dile getiren ek görüş, 33 CHP belediye başkanının görevden uzaklaştırılması, 83 başkanın baskı altında seçilmesi ve 13 belediyeye kayyum atanmasını örnek gösteriyor. Belediye başkanlarının yalnızca belediye meclisiyle seçilmesini istediği düzenlemeyi talep ediyor, YSK’a ve ilçe kurullarının yetkilerine vurgu yapıyor. Bu, seçim yargısının tamamen yasal otoriteye bırakılması gerektiğini savunuyor.
Yeniden düzenleme önerileri arasında TCK 216, 217/A, 220/8 ve 299 maddelerinin değişmesi var. “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunun kaldırılması, ifade özgürlüğüne zarar veren hükümler düzeltilmeli. Aynı zamanda, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun da yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Sorunlara tek bir alana indirgenmek yerine, çok boyutlu bir demokrasi paketiyle çözüm aranıyor.
Yeni Parti, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” raporunun 6 ve 7. bölümlerindeki önerilerin eksik alındığını iddia ediyor. Bu, raporun diyalog zeminini ve demokratik uzlaşıyı zedeledi. Kamu hizmetlerinde liyakat, eşitlik ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini vurguluyor. İdari ve gözlem kurullarının kararları yargısal denetime tabi olmalı, cezaevinde farklı uygulamaların engellenmesi gerekiyor.
Bakalım bundan sonra ne olacak? Bu tartışma, Türkiye’nin demokratik yolunu yeniden şekillendirecek mi, yoksa sadece süreci belirsizliğe sürükleyecek mi?
Kaynak: Orijinal Haber

